
Dünyanın ve İslam Medeniyetinin göz bebeği İstanbul’umuz, bilindiği üzere 2010 yılı Kültür Başkenti olarak seçilmiştir. Ancak bu ünvanın sadece 2010 yılı ile sınırlı kalmayacağını, bir İskenderiye ve Bağdat gibi çağlara nefes, güzelliği ve büyüklüğü ile dillere öykü olmasına dönük çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu çalışma için ise en güzel yapıt İstanbul’umuza sadece nitelik değil nicelik itibariyle de Avrupa’nın en büyük kütüphane ve kültür merkezini inşa etmekten geçmektedir.
2500 yıla dayanan geçmişi ile birçok medeniyetin şifresini içinde barındıran ve ev sahipliği yapmış olan İstanbul’a da ancak bu şekilde hak ettiği değer verilmiş olacaktır. Bu yönde yapılacak bir çalışma ayrıca ne yazık ki kötü ünvana sahip olan kütüphaciliğimiz açısından da yeni bir dönüm noktası olacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde başta ABD’de olmak üzere kütüphaneler dijitalleşir hatta elektronik ortamda yayınlanırken, biz de hala daha 100 yıl öncesinin teknikleri kütüphanelerimizde kullanılmaktadır. Dünyamız üzerinde yayınlanan kitapların kütüphanelerimiz de bulunması neredeyse bir mucize şekşini almaktadır. Dünya yayın akışı takip edilememektedir. Mevcut kütüphanelerimiz ya bir şekilde eski yayınlara yer vermekte ya da güncel yayınlardan, en bilinenler şeklinde bir düzenle, oluşamktadır. Bu ne yazık ki akademi ve kültür alanında araştırma yapacak insanlarımıza öenmli bir engel oluştururken, entellektüel hayatımıza da önemli zararları dokunmakta ve kısırlaştırmaktadır. Bir kütüphanenin nicelik itibariyle dolgunluğu açıktır ki, söz konusu ülkenin bilgiye vermiş olduğu önemin en önemli göstergesidir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u feth ettiğinde ilk icraatlerinden birisi, devrin önemli bilim insanlarını İstanbul’a getirtmek olmuştur. Hakeza, Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşünde beraberinde ilim ve fen insanlarını da getirmiş ve İstanbul’a yerleştirmiştir. İstanbul tarihin hiçbir döneminde yalnız bir ekonomi, siyaset ya da kültür şehri olmamıştır. İstanbul bu üç olgunun bir bütün haline geldiği bir kültür ve medeniyet başkenti olmuştur. Bu sebepledir ki bizler, birçok medeniyete beşiklik etmiş İstanbul’umuza, sergi ve kültür alanlarıyla, alanında bir ilki oluşturacak ve hak ettiği değeri kazandıracak, Avrupa’nın en büyük kütüphanesini, İstanbul’umuza istiyoruz.
Bu isteğimiz için zaman kısıtlıdır. Devletimiz ve ilgili yerel yönetimlerin zaman kaybetmeden, Avrupa’nın en büyük Kütüphanesini ve Kültür merkezini, içeriğiyle birlikte inşa etmek için elbirliği ile çalışmaları gerekmektedir. İnşa edilecek kütüphanenin her bir salonuna Dünya tarihine damgasını vurmuş, ilim, edebiyat ve bilim dünyasından insanalrın isimleri verilmelidir. Kütüphanenin inşa süresine kadar geçecek zamanda, İstanbul’da her ay dünyaca ünlü bilim adamlarının katıldığı konferanslar yapılmalı ve her ay bir bilim adamının adına adanmalıdır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde hizmet veren Türk bilim insanlarına, yaptıkları çalışmalr ve devletin kendilerini sahiplediğinin bir nişanesi olarak, çeşitli hediyeler takdim edilmelidir.
Söz konusu kütüphanemizin inşa alanı olarak, geçmişle geleceği birleştirecek ve tarihin kötü hatıralarını silecek, Yedikule Zindanları, en uygun yer olarak gözükmektedir. Bu girişim sonucu uzun yıllar sonrasında, İstanbul sur içine (Tarihi Yarımadaya), tarihe damga vuracak bir sanat eseri de inşa edilmiş olacaktır. Böyle bir çalışma için önemli tarihçilerden, mimarlardan, sanat ustalarından oluşacak bir komite hazırlanmalı ve çalışmanın ruhuna uygun bir yapıyı oluşturacak akıl üretilmelidir. Zaman henüz geç değildir ama hızla akmaktadır. Bu vesileyle siz İstanbul severleri ve bilgiye değer veren insanlarımızı, metnimize imza atmaya, girişimimize destek olmaya çağırıyor, geleceğin büyük Türkiyesi için bir adım da siz atın diyoruz.
Saygılarımızla,
Kütüphanemizİstiyoruz Girişim Grubu
Not: Girişimimize destek vermek için lütfen kutuphanemizistiyoruz@gmail.com adresine isim-soyad ve telefon numaranızı belirten bir mail atınız veya 0212 630 66 26 numaralı telefondan Sernur Yassıkaya'ya kayıt yaptırınız.
2500 yıla dayanan geçmişi ile birçok medeniyetin şifresini içinde barındıran ve ev sahipliği yapmış olan İstanbul’a da ancak bu şekilde hak ettiği değer verilmiş olacaktır. Bu yönde yapılacak bir çalışma ayrıca ne yazık ki kötü ünvana sahip olan kütüphaciliğimiz açısından da yeni bir dönüm noktası olacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde başta ABD’de olmak üzere kütüphaneler dijitalleşir hatta elektronik ortamda yayınlanırken, biz de hala daha 100 yıl öncesinin teknikleri kütüphanelerimizde kullanılmaktadır. Dünyamız üzerinde yayınlanan kitapların kütüphanelerimiz de bulunması neredeyse bir mucize şekşini almaktadır. Dünya yayın akışı takip edilememektedir. Mevcut kütüphanelerimiz ya bir şekilde eski yayınlara yer vermekte ya da güncel yayınlardan, en bilinenler şeklinde bir düzenle, oluşamktadır. Bu ne yazık ki akademi ve kültür alanında araştırma yapacak insanlarımıza öenmli bir engel oluştururken, entellektüel hayatımıza da önemli zararları dokunmakta ve kısırlaştırmaktadır. Bir kütüphanenin nicelik itibariyle dolgunluğu açıktır ki, söz konusu ülkenin bilgiye vermiş olduğu önemin en önemli göstergesidir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u feth ettiğinde ilk icraatlerinden birisi, devrin önemli bilim insanlarını İstanbul’a getirtmek olmuştur. Hakeza, Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşünde beraberinde ilim ve fen insanlarını da getirmiş ve İstanbul’a yerleştirmiştir. İstanbul tarihin hiçbir döneminde yalnız bir ekonomi, siyaset ya da kültür şehri olmamıştır. İstanbul bu üç olgunun bir bütün haline geldiği bir kültür ve medeniyet başkenti olmuştur. Bu sebepledir ki bizler, birçok medeniyete beşiklik etmiş İstanbul’umuza, sergi ve kültür alanlarıyla, alanında bir ilki oluşturacak ve hak ettiği değeri kazandıracak, Avrupa’nın en büyük kütüphanesini, İstanbul’umuza istiyoruz.
Bu isteğimiz için zaman kısıtlıdır. Devletimiz ve ilgili yerel yönetimlerin zaman kaybetmeden, Avrupa’nın en büyük Kütüphanesini ve Kültür merkezini, içeriğiyle birlikte inşa etmek için elbirliği ile çalışmaları gerekmektedir. İnşa edilecek kütüphanenin her bir salonuna Dünya tarihine damgasını vurmuş, ilim, edebiyat ve bilim dünyasından insanalrın isimleri verilmelidir. Kütüphanenin inşa süresine kadar geçecek zamanda, İstanbul’da her ay dünyaca ünlü bilim adamlarının katıldığı konferanslar yapılmalı ve her ay bir bilim adamının adına adanmalıdır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde hizmet veren Türk bilim insanlarına, yaptıkları çalışmalr ve devletin kendilerini sahiplediğinin bir nişanesi olarak, çeşitli hediyeler takdim edilmelidir.
Söz konusu kütüphanemizin inşa alanı olarak, geçmişle geleceği birleştirecek ve tarihin kötü hatıralarını silecek, Yedikule Zindanları, en uygun yer olarak gözükmektedir. Bu girişim sonucu uzun yıllar sonrasında, İstanbul sur içine (Tarihi Yarımadaya), tarihe damga vuracak bir sanat eseri de inşa edilmiş olacaktır. Böyle bir çalışma için önemli tarihçilerden, mimarlardan, sanat ustalarından oluşacak bir komite hazırlanmalı ve çalışmanın ruhuna uygun bir yapıyı oluşturacak akıl üretilmelidir. Zaman henüz geç değildir ama hızla akmaktadır. Bu vesileyle siz İstanbul severleri ve bilgiye değer veren insanlarımızı, metnimize imza atmaya, girişimimize destek olmaya çağırıyor, geleceğin büyük Türkiyesi için bir adım da siz atın diyoruz.
Saygılarımızla,
Kütüphanemizİstiyoruz Girişim Grubu
Not: Girişimimize destek vermek için lütfen kutuphanemizistiyoruz@gmail.com adresine isim-soyad ve telefon numaranızı belirten bir mail atınız veya 0212 630 66 26 numaralı telefondan Sernur Yassıkaya'ya kayıt yaptırınız.

2 yorum:
Söz ve imaj, Şehir ve Kütüphane yada Beden ve Ruh….
Birbirine ne kadar da yakışıyorlar değil mi?
Şehir; ne sadece taş binalardan, tarihi eserlerden, kilise,sinagog ve camilerden, nede meydanlardan, kale ve surlardan teşekküldür.
Şehir; medeniyetlerin kimliğini vücuda getiren canlı bir özne, farklı kültürlerin, dinlerin, ideolojilerin iç içe yaşandığı hayat alanlarıdır.
Şehrin anlamının böyle algılanmadığı durumlarda o, sadece hoş fotoğraf karelerin nesnesi durumuna düşmekten kurtulamayacaktir.
Taş binaların, kalelerin, meydanların, camilerin anlamlarına mahiyetine vurgu yapacak, önemini gün yüzüne çıkaracak, aralarındaki bağı kuracak, resmin karesi durumundaki manzaralara can katacak-ruh verecek olan yegane şey bilgidir tabii ki. Bu bağlamda düşündüğümüzde;
Bilgi bir insanı nasıl maddi alemden ayırıp ona, insan sıfatı katıyorsa Kütüphanelerde sehrin maddi yapısına can katmakta onları taş yığını olmaktan çıkartmaktadırlar.
Bu gün İstanbul;Kahire, Bağdat,Kudüs, İskenderiye, Buhara, Venedik ve nice şehirlerin her birinden bir parçayı içinde barındırıyorken, kötümser gözle baktiğimizda Bırakın bir medeniyet Şehri olmayı Fatih, Nişantaşı ve Gazi mahallesi arasında network kuramayan zavallı bir sehir durumuna düsmüstür. Bu İstanbulun değil tabii ki bizim cehaletimizin, bilgiden yoksun olusumuzun yada başka bir değişle işlevsel kütüphanelerimizin olmadığının en büyük alameti farikasıdır.
Projenizin “ isterseniz mizin diyelim de, böyle güzel bir projeye biz de sahip çıkalım” sadece İstanbul’a değil kültürel hayatımıza katacağı katkının çok büyük olacağı kanaatindeyim.
Naçizane bir öğrenci olarak sizden isteğim, Projeye üniversitelerin öğrenci kulüplerinide dahil etmenizdir.Bu hem öğrencilerin faydasına olacak hem de sizin genç beyinlerin katkısından istifade etmenizi sağlayacaktir.
Projeye katkısı olan-olacak tüm arkadaşlara teşekkür eder.
Çalışmalarınızın devamını diliyorum.
Selam ve dua ile..
CAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI BİLGİSİZLİK BU BAĞLAMDA BU PROJEYİ GÜNDEME GETİREN SAYIN METİN KÜLÜNK BEYFENDİYE SONSUZ TEŞEKKÜRLER.GÖNÜLDEN DESTEKLİYORUM.
Yorum Gönder